Ray hattının ultrasonik muayenesi – tekerlekli mi yoksa kayar problu sistemler mi tercih edilmeli

Çeşitli tipte sürekli ray muayene ekipmanları Avrupa, Amerika ve Avustralya pazarlarında mevcuttur. Bunlara taşınabilir tek ve çift raylı elle itilen muayene düzenekleri, yol-demiryolu araçları ve dedektör vagonları dahildir. Bunların çoğunda, ray mantarı ve rayın merkez kesitinin muayenesine imkân tanıyan geleneksel ultrasonik tarama şeması uygulanmaktadır

Ray ultrasonik muayene sonuçlarının görselleştirilmesi — durumlarının doğru değerlendirilmesinin anahtarıdır

Ray hattı ultrasonik muayenesinin (UT), demiryolu sektörüne ait diğer nesnelerin UT’siyle karşılaştırıldığında, farklı tarama şemalarında çok kanallı çalışması ve muayene nesnesinin (ray hattının) büyük bir uzunluğa sahip olması onun ayırt edici özelliklerinden biridir. Bu özelliğin bir sonucu olarak, tahribatsız muayene uzmanının bu kadar büyük miktardaki bilgiyi gerçek zamanlı olarak değerlendirmesi daha zordur — zira tek raylı elle itilen ray muayene düzeneği UDS2-77 ile çift raylı düzenek UDS2-73 kullanılarak yapılan muayeneler genellikle 3–4 km/s hızda, yani tahribatsız muayene uzmanının yürüme hızında gerçekleştirilir.

Raylardaki Yuvarlanma Temas Yorulması Tipi Yüzey Kusurlarının Tespitinde Eddy Akım Kusur Dedektörü ETS2-77’nin Uygulaması

Raylar, demiryolu taşımacılığının ve metro hatlarının en önemli ve aynı zamanda en çok zorlanan elemanlarından biridir. Bunun nedeni, rayların hem hareketli araçların (rolling stock) neden olduğu yüke hem de dinamik yüklere doğrudan maruz kalmasıdır. Son yıllarda trenlerin hızının artması ve yük vagonlarının taşıdığı yük miktarının yükselmesi nedeniyle, tren tekerleği ile ray başı yüzeyi arasındaki temas noktasında servis süresine bağlı yorulma tipi kusurların gelişmesi mümkündür. Bunlar, “Yuvarlanma Temas Yorulması” (Rolling Contact Fatigue – RCF) kusurları olarak adlandırılmaktadır.

Korozyon Tahribatsız Muayenesi ve İzleme – Sonocon B/BL ve ExScan1000 Cihazlarının Uygulanması

Korozyon ve erozyon hasarlarının kontrolü, objelerin ve konstrüksiyonların uzun süreli performansını sağlamaya yönelik temel mühendislik görevlerinden biridir. Ayrıca, malzemelerin korozyon direncini artırmaya yönelik tüm önlemlere rağmen, korozyon ve erozyon hasarlarının oluşumunun ve gelişiminin kontrolü ile izlenmesi, Risk Tabanlı Mühendisliğin en önemli unsurlarından biri olmaya devam etmektedir. Bu görevler; nükleer, termik ve hidroelektrik enerji, kimya ve petrokimya endüstrileri, petrol ve gaz sektörü, boru hatları, denizcilik, demiryolu ve otomotiv taşımacılığı gibi hemen hemen tüm büyük sanayi dalları için geçerlidir.